En Star

• 17/7/2007 - MİRAÇ KANDİLİ

Kategori: Mubarek Geceler

Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)

Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Süleyman Çelebi'nin dediği gibi

“Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.

Hz. Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.

Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü.

Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.

Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”

Bunun üzerine müşrikler:
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.

O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.

Peygamberimiz neden mirac’a çıktı?
Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.
Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.

Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...

Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?
Soru: “Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?”

Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O’ na sonsuz şekilde uzaktır.
Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.
Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.
Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.

Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
Soru: “Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip gelebilir?”

Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına çıkaramaz mı?

Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?
Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?"

Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için, kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.

Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.

Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.
Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ kendisidir.

Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı. Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.

Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?
Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?"

Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.

Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?

Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.

Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.

İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.

Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"

Miraçın çok örnekleri vardır:
Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.
Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir dakikada gidebilir.
İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.
Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.
Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan yeryüzüne gidip geliyorlar.
Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda çıkabiliyorlar.

Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.

Miraçla gelen hediyeler

Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.

Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.

Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.

Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve z******* tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)

Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.

Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.

Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.


Kaynaklar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz
2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler
3. Üç Aylar İbadet Rehberi

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/4/2007 - Almanya'da döner üniversitesi kuruldu

Almanya'da döner üniversitesi kuruldu
Almanya'da döner ustalarına 6 aylık kurs ve ardından birer sertifika verecek olan gıda ve gastronomi meslek okulu, çalışmalarına başladı. Almanya'daki Türkler arasında "döner üniversitesi" olarak anılan okulda, döner yapmanın incelikleri anlatılıyor.

Okul, ilk mezunlarını temmuz ayında verecek. Amacı döner endüstrisi ve çalışanlarının imajını artırmak olan okulda ilk olarak kemiklerden sıyrılmış et ve kesilmiş hayvanlarla bir mezbahada ders veriliyor. Kesilen ve düzleştirilen etler biber, yoğurt, soğan ve bazı "gizli baharatlarla" terbiyelenip döner şişlerine takılıyor. Ardından preslenen dönerler folyolarla kaplandıktan sonra dondurularak satışa hazır hale getiriliyor. "Döner üniversitesi"ne geniş yer veren Los Angeles Times gazetesindeki haberde döner için "Türk göçmenlerin Almanya'ya hediyesi" ifadeleri kullanıldı. Almanya'daki Türklerin döner hakkındaki görüşlerine yer veren gazete, bir Türk'ün, "Döner ilk olarak 1970'lerde Batı Almanya'da ortaya çıktı. Ardından da popülaritesi (bütün Almanya'ya) yayıldı." sözlerini aktardı.

Hamburg, Anka

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/4/2007 - Terör örgütünden hain tuzak: 2 asker şehit

Terör örgütünden hain tuzak: 2 asker şehit
Bitlis'in Çeltikli mevkiinde terör örgütü PKK üyelerince araziye döşenen mayına basan 1 asteğmen ve 1 uzman çavuş şehit oldu.
Şehit Uzman Çavuş Hakan Han'ın (26) gözüyaşlı babası İsmail Han, "Vatanımız sağolsun." dedi.

Jandarma Komutanlığı ekipleri Bitlis Çeltikli bölgesi kırsalında bir grup terör örgütü üyesinin yerini tespit ettikten sonra operasyona çıktı. Jandarma ekipleri Bitlis'e 20 kilometre uzaklıktaki Çeltikli kırsalında önceki gece saat 02.00 sularında ilerlerken terör örgütünün daha önce araziye döşediği mayının patlaması sonucu Asteğmen Sertaç Uzun (24) ile Uzman Çavuş Hakan Han (26) olay yerinde şehit düştü. Şehitlerin cenazeleri helikopterle Tatvan ilçesine getirildi. Dün düzenlenen törenin ardından ambulansa konulan şehit Uzman Çavuş Hakan Han'ın cenazesi karayolu ile memleketi Erzurum'a gönderildi. Şehit Asteğmen Sertaç Uzun'un cenazesinin ise yine ambulansla Muş'a, oradan da hava yolu ile memleketi Ankara'ya gönderileceği öğrenildi. Jandarma, meydana gelen patlamadan sonra bölgede geniş çaplı operasyon başlattı. Uzman Çavuş Hakan Han'ın baba evinde ise yas hakim. 2 yıl önce annesini kaybeden şehidin babası İsmail Han, oğlunun kendisini tatil için yanına çağırdığını; ama kısmet olmadığını söyledi. "Vatan sağ olsun. Gurur duyuyorum." diyen acılı baba, oğlunun fotoğrafını eline alarak gözyaşı döktü.

Bitlis, Erzurum, Cihan

08 Nisan 2007, Pazar

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/4/2007 - Yabancı 'hacker'lar para, Türkler vatan için savaşıyor

Yabancı 'hacker'lar para, Türkler vatan için savaşıyor
Bilgisayar korsanları, bilişim sistemlerine ya para ya da prestij için giriyor. Yabancı hackerlar elde ettikleri bilgileri para karşılığı satarken, Türk hackerlar bunu vatanperverlik adına yapıyor.

Bu konuda en dikkat çekici örneklerden biri K.Irak'ta 11 Türk askerine uygulanan kötü muameleden sonra yaşanmıştı. Amerikan askerlerinin tavrına tepki gösteren Türk bilgisayar korsanları, kısa süre içerisinde ABD, Almanya ve İngiltere'ye ait bin 500 web sitesini ele geçirmişti. Zaman zaman terör örgütü PKK'yı destekleyen ülkelerin sitelerini göçerten yerli korsanlar, Roj TV'ye destek çıkan ve İslam'a hakaret karikatürlerinin yayınlandığı Danimarka'nın binlerce sitesini de 'hack'lemişti. Beyaz Şapkalı (iyi niyetli) hackerların en ünlüsü olarak gösterilen Joseph Pierini de, Türk hackerların çok bilgili ve tehlikeli olduğunu düşünüyor. Pierini'ye göre birçok ülkede korsanlar ele geçirdikleri bilgileri satarken, Türkler sadece ülke menfaatini gözetiyor. Dünyada 75 bin şirketin bilgi güvenliğini sağladıklarını belirten Pierini, bu yüzden hacker davranışlarını takip edebildiklerini vurguluyor ve ekliyor: "Şu günlerde en tehlikeli hackerlar Rusya, Ukrayna, Vietnam ve Türkiye'de."

Hackerlar tarafından gerçekleştirilen kredi kartı bilgi hırsızlıklarına karşı Visa ve MasterCard ile birlikte PCI veri güvenlik standartını geliştiren HackerSafe şirketi, Türkiye pazarına da girdi. Şirket, koordinatör olarak internet açıklarını saptama konusunda ün yapan deneyimli hacker Joseph Pierini ile çalışıyor. Pierini'nin görevi iyi niyetli hack ile sitelerdeki açıkları bulmak ve kapanması için uyarılar yapmak. Pierini, işi gereği hackerların becerileri ve özellikleri konusunda özel bilgilere sahip bulunuyor. Beyaz Şapkalı, "Şu günlerde en tehlikeli hackerlar Rusya, Ukrayna, Vietnam ve Türkiye gibi ülkelerde faaliyet gösteriyor. Bunlar genelde grup halinde, işbirliğiyle sistemlere saldırarak istedikleri bilgileri elde ediyor. ABD'de bilgi seviyesi yüksek korsanlar var; ama bunlar ağır cezaları bildikleri için uzak duruyor." diyor.

Türk hackerların saldırısı siyasî

Hackerlık konusunda dahi kabul edilen yeminli bilgisayar korsanı Pierini, "Korsanların dünyasına genel olarak bakarsak, Türkler bilgi çalmak yerine siyasî olarak, düşüncelerini ortaya koymak için web sitelerini göçertiyor. Danimarka ile yaşanan karikatür krizi buna güzel bir örnek. O dönemde binlerce Danimarka sitesi göçertilmişti. Irak Savaşı dönemi ve Filistin ile İsrail arasında gerginliğin arttığı dönemlerde Türklerin göçerttiği siteleri örnek olarak gösterebiliriz. Türk hackerlar iyi bir bilgi donanımına sahip olmalarının yanı sıra tehlikeliler. Çok fazla Türk hacker var. Rusya ve Ukrayna'da hackerlar daha organize çalışırken, Türkiye'de organize suçlar yok denilecek kadar az. Türkiye'de hackerlar daha çok siyasi ve ideolojik saldırılar yapıyor. Ayrıca, Hack Ekibi ismi verilen gruplar var. Bunlar düzenli olarak kendi aralarında web sitesi göçertmek için yarışırlar.

Fransa Meclisi'nin Ermeni soykırımını tanımayanlara para ve hapis cezasını öngören yasa tasarısını kabul etmesinin ardından iki ülke arasındaki gerilim, siber âleme de taşındı. Türk hackerlar, Atatürk'ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da bin 500 Fransız siteyi hackleyip İstiklal Marşı koydu. Danimarka gazetesinde Hz. Muhammed'e yapılan saldırı sonrası devletin de sahip çıkması üzerine sanal âlem başta olmak üzere söz konusu ülkeye saldırılar başladı. Amerika'nın Irak'a saldırısından hemen sonra siber âlemde ABD kökenli sitelere yapılan saldırılara Türk korsanlar da katılmıştı. Gazze'yi işgal eden İsrail'in yüzlerce web sitesi Türk hackerlar tarafından kullanılamaz hale getirildi. 2003 yılının Mayıs ayında, Kuzey Irak'ta 11 Türk askerinin ABD'li askerler tarafından gözaltına alınması üzerine saldırıya geçen Türk hacker grubu ABD, Almanya ve İngiltere bağlantılı bin 500 web sitesini göçertti.

El Kaide'nin bilgi seviyesi düşük

Medyada yer alan El Kaide'nin ABD'ye online tehditte bulunduğuna dair haberler ile ilgili sorularımızı cevaplandıran Pierini, El Kaide'nin sistemleri göçertecek kadar bilgi seviyesine sahip olmadığını düşünüyor. Pierini, "İddia edildiğinin aksine El Kaide'nin ABD sistemlerine sızacaklarına çok inanmıyorum. Bu inanmama bizim bilgisayarlarımızın iyi korunduğundan değil, El Kaide'nin de bu kadar güçlü olmadığından. Geçmişte Filistinli birkaç hacker görmüştük, El Kaide mensuplarını ise görmedik." ifadesini kullandı.

Mehmet Sakin - Bilişim Muhabiri
03 Aralık 2006, Pazar

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/4/2007 - Akıncı hacker'lar

Akıncı hacker'lar Danimarka seferinde
FBI'ın peşinde olduğu Türk siber korsan grubu, Danimarka'da yayınlanan Hz. Muhammed (sas) karikatürlerine karşı savaş açtı. 3 bin siteyi çökerten Akıncılar'ın tim lideri Osmangazi, Turkuaz'a konuştu.

Danimarka'da yaşanan Hz. Muhammed (sas) karikatürleriyle ilgili krizde herkes sokağa dökülürken siz masa başına geçtiniz. Danimarka olaylarında Cyber-Warrior TIM grubu olarak ne yaptınız?

Bundan önce büyük operasyon diye nitelendirdiğimiz Brezilya saldırılarında 3000, Irak'ta 11 askerimize çuval geçirilme olayında ABD'de 1500 siteyi çökerttik. Damimarka'daki karikatür olayında ise 3000 siteyi Akıncılar Grubu tarafından topraklarımıza dahil ettik. Listelemiyorum; ama kişisel olarak benimkisi 1500'ü geçti. Seri şekilde devam ediyorum.

Hackleme olayını vatan topraklarına dahil etmek olarak mı görüyorsunuz yani?

İzmir, Ankara, Muş, Van nasıl Türkiye'nin bir parçası ise bizim için de gov.tr siteleri sanal âlemde vatanımızın bir parçasıdır. Biz hacklediğimiz siteleri bu kapsamda kendi topraklarımıza katar, bunları savunmak için elimizden geleni yaparız. Bu sitelerde açık varsa irtibata geçer, açıkları kapatmalarını söyler ve yöntem konusunda bilgilendiririz. Dışarıdan gelebilecek saldırılara önlem alarak gerek devletimizi gerekse de kendi düşüncelerimizi destekleriz.

Hackleme işlemi ne kadar sürüyor?

Hedeflere göre değişiyor. Bu tür toplu deface olaylarında tim olarak da hareket ediliyor kişisel olarak da. Bizim Cyber-Warrior olarak bir misyonumuz var, bu misyona uyan siteler bizim hedefimizdir! Hakikaten özveri ve azim isteyen bu olay için bazen bilgi yetmez hale gelir, şans faktörü girer devreye. Ama biz işimizi şansa bırakmadığımız için netice ortada. Sıcak bir gelişmeyi röportaj sırasında vereyim; diğer bilgisayarımın monitöründe 70 Danimarka sitesi (.dk uzantılı) topraklarımıza katıldı.

Ne kadar sürdü bu 70 sitenin 'fethi(!)'?

4 saattir programım aktif idi. Bu çalışma sonunda kontrol ettiğimi ve açıklarını değerlendirdiğimi de göz önünde bulunduralım. Girdiğiniz site server olarak nitelendirdiğimiz ve içinde birçok siteyi barındıran bir site ise iş zorlaşır. Kendi geliştirdiğim toplu index atma yöntemiyle bu olay 5 dk içinde son bulur.

Bu işle neden en çok siz ilgileniyorsunuz?

Akıncılar Timi sorumlusu olmam nedeniyle. Bu olaya sessiz kalacak Müslüman tanımam.

Danimarka'daki karikatür krizi başgösterdiği anda kaç saatte kaç site çökertildi?

Bu olay gündeme geldiğinde tüylerimiz diken diken olarak bu haberi tüm Müslüman âlemi olarak izledik. Anında bir üst karar mekanizma toplantısı kurarak hedefimizi belirledik ve yapabileceklerimizi değerlendirdik. Fetva Kurulu'muzun onayı çıkarttıktan sonra bize de bununla ilgili her siteyi deface (çökertmek) etmek kaldı. Ki bunlar büyük ve içlerinde birçok Danimarka sitesi olan hedeflerdir. 10 civarında servar'a yaklaşık 10 saat sürecinde sızdık. İçindeki tüm siteleri indexledim. Tepkimi ve tepkimizi attığımız indexlerle dillendirdik. Ben ilk gün 250 civarında siteyi topraklarımıza kattım. Tim olarak 750 civarında.

Peki server'larda mazlum siteler olamaz mı? Mazlumlara neden zarar veriyorsunuz?

Oturup şu mazlum bu değil diye ayıramam. Ayrıca bu tür durumlarda zaten böyle ayrım yapılmaz. Nasıl Peygamberimiz'e bu tiplemeleri yakıştırdılar ve destek oldularsa bakanından habercisine kadar bu hepsine mubahdır! Bu karikatürü yayınlayan siteler ve porno içerikli olan siteler ile bazı devlet sitelerini hack ettim. Herkes yaşamak için öldürür! Hiçbir şey oradan bakıldığı kadar kolay gelmesin. Ayrıca biz bunları çökertmek istediğimiz kadar bunları destekleyenler de bu siteleri ayakta tutmaya çalışıyor. Biz bilgi sahibi olan insanımızı hapse atıp onun için en büyük hatayı yaparken diğer devletler bu bilgilere sahip insanları alıp iletişime geçip kendi menfatleri çerçevesinde çalıştırıyorlar!

Danimarka sitelerine saldırı başlattıktan sonra onların güvenlik yetkililerinden bir uyarı ya da uzlaşma çağrısı aldınız mı?

O sitelerde adminler tarafından birçok kez bizim adımız zikredildi, hacklendiklerini kendileri duyurdu! Ancak prosedür gereği biz bazı büyük sitelerin yayınları hakkında yasal çalışmalar da başlattık ve ilgili site ve serverlara bu mailleri yolluyoruz. Uyarıyoruz ve buna son vermelerini istiyoruz. Türkiye'de buna yataklık yapmasın, haber uğruna, reyting uğruna gaza gelip bu tür uygulamaları ne yayınlasın ne de yayınlatsın!

Yani 'Türkiye'de bu tarz bir haber yayınlanırsa hedefimiz olur' mu demek istiyorsunuz?

Bu tarz haberlerle onlara hit kazandırıyoruz, belki de para kazanıyorlar her tık başına. Bu tür davranış sergileyenleri buluyoruz. Tim görevlileri gecelerini gündüzlerine katarak buluyor, çıkar beklemeden! Büyük saldırılarda Cyber-Warrior yöneticileri olarak alınan onaylar vardır. Hiçbir yönetici başına buyruk davranarak gidip herhangi bir siteyi deface edemez, ederse bize hesap verir. Bizim misyonumuz, aykırı hareket yapılmadığı sürece saldırmayız.

Kaç saatinizi bu işlerle geçiriyorsunuz?

Elbette mesul olduğumuz ailelerimiz var. Bunlar için çalışmamız şart. Bazen günlerce makine başında kalıyorum. Arabamı garaja park ettiğimde orada uyuduğum günleri bilirim. Bazı bilgileri veremiyorum güvenlik sebebiyle. Bu konuşmalarımı itinayla yapıyorum.

FBI'ın peşinizde olduğu doğru mu?

ABD saldırılarının yankısı olarak bu doğru. Ancak güvenlik önlemlerimizi üst düzeyde tutuyoruz. İcraatlar sırasında girdiğimiz sistemin hep bir çıkış kapısını yaparak çıktığımız ve izleri temizlediğimiz için bu sorun olmamakta.

Yani yakalanma riski hiç yok mu?

Tabii ki var. Kimse oturup evinden bu denli büyük operasyonlar yapmaz. Biz zevk için bunları yapmıyoruz. Bu konuda bizi Türk halkının destekleyeceğini düşünüyorum. Amacımız ve misyonumuz belli. Su testisi su yolunda kırılır!

Danimarka hackerları bundan sonra Türkiye sitelerine savaş açarsa ne olacak?

Bunu Brezilyalılar daha önce denemişti. Onlar en çok hack yapan ülkeler sıralamasında 3. iken, biz onları en çok hacklenen ülkeler sıralamasında 1. sıraya çıkardık ve Türkiye'ye saldırmaktan vazgeçtiler. Brezilya toplamda 7 tane Türk sitesi hacklemişti karşılığında 7.000 site indirdik. Danimarka, Brezilyalılar yanında çerez sayılır. Profesyonel hackerları yok. Sileriz onları net âleminden... Şöyle diyorum: "İki yol var efendim iki yol tartılmalı/ Ya verip kurtulmalı, ya vurup kurtulmalı / Hiç vatan verilir mi? Bu vatan Türk(ün) malı / O zaman tek yol kaldı hasmı olan vuracak- Ya bu kanı durdurun, ya Osman Gazi durduracak!"

Siz beyaz şapkalı hacker mısınız?

Ben milli gurur misyon ve milli mücadele, din ve vicdan duygularımızı savunan ve binlerin sesi olan beyaz şapkalı hackerım.

Cyber-warrior nasıl bir oluşum?

Cyber-warrior Türkiye'de online bir hack security platformu. Şu an 66311 forum üyesi var. Türkiye'de ve dünyada ilk kez 'kefalet sistemi' ile üye kabul eden hacker oluşumunda 15 yönetici var. Tim kurucusu ve tim lideri ise CWDoktoray. Siteye ordu düzeni hakim: Administrator, (Co) Admin, Grup Yöneticisi, Super Moderator, Moderator, Albay, Yarbay, Binbaşı, Yüzbaşı rütbeleri var. Çalışmaları ile beğeni toplayan üyeler yeni rütbeler alıyor. Grubun bölümleri şunlardan oluşuyor: Strateji: Üst düzey stratejik yönetim karar mekanizması, Akıncılar: Aktif saldırı ve ataklarda bulunacak grup, Fetva Kurulu: Hedeflerle ilgili karar mekanizması, CW-İstihbarat: CW-İstihbarat grubu görev alanı, Lojistik: Lojistik destek grubu üyelerinin faaliyet alanı, Haberci: BT Haber grubunun faaliyet alanı, Ar-Ge Grubu: CW araştırma, iletişim ve koordinasyon bölümü. Operasyonel tim yönetim sistemi ise Vaîd, Dâbbet-ül Arz, Emergency, Teşkilat-ı Esasiye, Emr-i Sadr, Iskat-ı Tempo ve Ucub'e...

H. SALİH ZENGİN
19 Şubat 2006, Pazar

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı